Yo-yo diyeti mi yapıyorsun? Yo-yo etki nedir ve potansiyel zararları nelerdir?



Pazartesi başlanan diyetler ve kısa sürede kaybedilen kiloların sonucu genellikle bir vazgeçiş oluyor ve kişiler tekrar tekrar diyete başlayarak kendilerini sonu olmayan bir kısır döngüde bulabiliyor. Yaşanan bu duruma “yo-yo etkisi” deniyor. Günümüz dünyasında sayıları sürekli artış eğiliminde olan fazla kilolu bireylerin %54 ü, hayatlarının bir döneminde mutlaka kilo verme sürecine giriyor. Ancak kilo verme eğilimi, yalnızca fazla kilolu insanlarda görünmüyor. Yapılan araştırmalarda normal veya normalden az kiloya sahip insanların da kilo verme eğilimi

gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca kadınların kilo vermeye erkeklerden daha eğilimli olduğu da gözlenmiştir. Erkek, kadın; kilolu veya zayıf fark etmeksizin bu çabaların birçoğunun ağırlık döngüsüyle sonuçlandığı kanıtlanmıştır.


Ağırlık döngüsü, insanların hayatları boyunca 9 kilodan fazla ağırlık değişiminin birden fazla seferde bir döngü olarak tekrarlanması olarak tanımlanıyor. Bu kilo kayıplarını başarısız olarak tanımlamak çok da yanlış değil. Çünkü başarılı kilo kaybında hedef, kaybedilen kilonun 1 yıldan uzun süreli olarak korunmasıdır.


Peki insanları bu duruma sürükleyen faktörler nelerdir?

Kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada, kişileri yo-yo döngüsüne sürükleyen tek nedeninin kilo verme gereksinimi olmadığı, bu durumun aslında kadınların yaşadığı iç çatışma ve kimlik karmaşasının bir sonucu olduğu görülmüştür. Çevreden dayatılan beden kalıplarına uyma çabası ve medyanın kadın bedenlerini konu alan içeriklerine maruz kalınması beden çatışmalarının en önemli tetikleyicilerindendir.


Uygulanan yanlış diyet stratejileri (kontrolsüz kalori ve yağ kısıtlamaları, popülerleşen ketojenik diyet ve aralıklı oruç gibi) de yoyo diyetin tetikleyicilerindendir.


Bu ağırlık döngülerinin insan bedeni üzerinde fiziksel ve psikolojik birçok olumsuz etkisi

bulunuyor.




1- Kalp hastalıkları riskini arttırıyor.


Ağırlık döngüsü sonucu bozulan yağ metabolizması, kalp damarlarında hasara neden olarak koroner kalp hastalıklarına davetiye çıkarıyor. Kalp basıncında ve atım hızında dalgalanmaya neden olarak kalbin yükünü arttırıyor ve hipertansiyon için risk faktörü oluşturuyor.


2- Diyabet riskini arttırıyor.


Fareler üzerinde yapılan bir çalışmada, verilen ağırlığın geri kazanılması sonucu vücutlarında glikoz toleransının azaldığı ve yağ dokusundaki insülin duyarlılığının bozulduğu gözlenmiştir. Ağırlık döngüsüne sıklıkla giren bireylerde uzun vadede insülin direncine ve diyabete neden olan etmenlerden açlık kan şekerinin yüksek olduğu ve yemek sonrası insülin duyarlılığının bozulduğu sonuçları bulunmuştur.


3- Karaciğer yağlanmasına neden oluyor.

Ağırlık döngüsü sonucunda karaciğer metabolizmasında ciddi değişiklikler meydana geliyor. Fareler ve insanlar üzerinde yapılan çalışmalar, ağırlık döngüsünün karaciğerdeki yağ metabolizmasını zorlayarak karaciğer yağlanmasına ve fazla insülin sentezlenmesine neden olduğunu gösteriyor.


4- Kilo kayıpları fazlasıyla geri alınıyor.

Birden fazla ağırlık döngüsü yaşayan kişiler, genellikle kilo alımından sonra başlangıç kilolarından daha yüksek bir noktaya ulaşıyor. Bu kilonun geri alımı genellikle ilk 1 yıl içinde ya da daha fazla ağırlığa erişme 2-5 yıl içinde gerçekleşiyor.


5- Kas kaybına neden oluyor.

Uygulanan diyetlerin içeriğine bağlı olarak, yoyo diyetlerle kaybedilen kilo sonucu net kas kaybı gözleniyor. Yağ ve kas kaybıyla sonuçlanan ağırlık döngüsü sarkopeni için önemli bir risk faktörü oluşturuyor.


6- Vücuttaki yağlanmayı arttırıyor.

Ağırlık döngüsü yaşayan bireylerin metabolik hastalıklar için risk faktörü olabilecek ölçüde vücut kompozisyonlarında değişiklik, özellikle karın çevresindeki yağlanma ile kendini gösteriyor. Vücudun iltihaplanmaya karşı savunmada rol oynayan adiponektik hormonların artışı, bu yağlanma mekanizmasını açıklıyor.


7- Metabolizma hızını düşürüyor.

Ağırlık döngüsü, vücut dinlenme metabolik hızında azalmaya neden oluyor. Bu durum verilen kilonun geri alınmasını kolaylaştırıyor ve kilo vermek için daha fazla efor harcanmasını gerektiriyor. Yapılan çalışmalar yo-yo diyet sonucunda azalan metabolik hızın diyet uygulamasından 6 yıl sonra bile yükselmediğini gösteriyor.


8- İştahı düzenleyen hormonların mekanizmasını bozuyor.

Ghrelin, resistin, leptin, insülin gibi hormonların vücuttaki değişen değerleri, kilonun geri kazanımında rol oynuyor. Leptin, açlık ve aşırı tokluktan etkilenen; iştahı düzenleyerek enerji alımını kontrol eden bir hormondur. Yapılan çalışmalarda ağırlık döngüsünün, vücut leptin değerlerini azaltıcı yönde ve iştah metabolizmasını artırıcı yönde etkilediği görülmüştür. Ağırlık döngüsünün insülin direncini tetikleyen resistin düzeylerinde de dalgalanmaya neden olduğu kanıtlanmıştır.


9- Yeme bozukluğu davranışlarını tetikliyor.

Yapılan çalışmalarda ağırlık döngüsünün binge eating(tıkınırcasına yeme bozukluğu), anksiyete, depresyon ve iyi olma hali ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Binge eating ve ağırlık döngüsünün karşılıklı olarak birbirini etkilediği ve ağırlık döngüsü yaşayan insanlarda yeme öz yeterliliği becerisinin gerileyip, binge eating ataklarının arttığı görülmüştür.



Sonuç olarak;

-Çevresel faktörlerin de etkisiyle uygulanan bilinçsiz diyet uygulamaları kişileri fiziksel ve psikolojik anlamda yıpratarak bir kilo döngüsüne sürüklüyor.


-Yo-yo diyetler sonucu kişiler genellikle başlangıçtan çok daha yüksek bir kiloya erişiyor. Bununla beraber karaciğer, kalp-damar hastalıkları, diyabet gibi fiziksel; binge eating ve depresyon gibi birçok psikolojik hastalıkla karşı karşıya kalınıyor.


-Kısa süreli hedefler sonucunda eski beslenme alışkanlıklara geri dönüş genellikle kaçınılmaz ve kolay bir durumdur. Kişileri bu döngüye düşürmeden hedeflenen kilolara erişilip korunması için uygulanabilecek kalıcı ve kişiye özel programlar bir diyetisyen eşliğinde

yürütülmelidir.


Stj. Dyt. Beyza Aktepe

Merve Oğuz, MSc, ANutr