İklim krizinde beslenme şeklinizin rolü



Dünya iklim değişikliği nedeniyle her geçen gün geri dönüşü olmayan bir noktaya hızla ilerliyor. Bu noktada biz insanların doğal afetler karşısındaki rolünü durup düşünmesi gerekmiyor mu? Bireysel olarak beslenme şeklimiz iklim krizinde nasıl rol oynuyor? Bu yazımızda tüm bu soruların cevabını ve çözüm yollarını sizler için derledik. Gelin sürdürülebilirlik terimini tanımlayarak başlayalım.


Sürdürülebilirlik bilimi son 20 yılda hızla büyüdü. 2000'li yılların başında “henüz özerk bir alan veya disiplin” olarak kabul edilmeyen, sürdürülebilirlik bilimi; şu anda ise çok sayıda dergi, konferans, üniversite bölümü, fakülteler ve araştırma programlarında önde gelen konulardandır. Toplumu sürdürülebilirliğe doğru yönlendirmek, sürdürülebilirlik biliminin en temel özelliğidir.


Sürdürülebilirlik, üretim ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken insanlığın yaşamının daimi kılınabilmesidir. Sürdürülebilirlik; çevre, ekonomi, sağlık, beslenme ve diğer ilgili boyutları kapsar. Geleneksel üretim; işleme, dağıtım ve atık yönetimi stratejileri, kaynakları tüketmektedir ve çevresel bozulmaya, biyolojik çeşitlilik kaybına, sera gazı üretimine katkıda bulunmaktadır.


Çoğu araştırmacı, mevcut diyetlerin sürdürülebilir olmadığı konusunda hemfikirdir. 2018 tarihli bir analiz, sürdürülebilir olmayan gıda üretiminin her yıl sera gazlarında bulunan 13,7 gigaton karbondioksit eşdeğerini havaya saldığını tahmin ediyor. Bu da tüm insan kaynaklı sera gazlarının dörtte birinden fazlası anlamına gelmektedir.


SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME NEDİR?

Dünya nüfusu hızla genişlemektedir ve 2050 yılına kadar gezegenimizde 10 milyara yakın insanın olacağı tahmin edilmektedir. Halihazırda, dünyada 820 milyondan fazla insan aç kalırken, bir o kadarı da çok fazla yemek yiyor ve daha fazlası da kalitesiz diyetlerle (çok az mikro besin – vitamin ve mineral – veya çok fazla yüksek kalorili gıda) besleniyor.


Bu nedenle hepimiz sürdürülebilir bir beslenmeye geçmek için adımlar atmalı, diyetimizi ve onu sağlamak için kullandığımız sistemi - gıda sistemini dönüştürmek için birlikte çalışmalıyız. Uzun vadede başarılı olmak için, sürdürülebilir diyetlerin yerel yemek alışkanlıklarına ve kültürlerine uyarlanması ve aynı zamanda bir paylaşım kaynağı olması gerekir.

Sürdürülebilir diyetler; mevcut ve gelecek nesiller için gıda ve beslenme güvenliğine ve sağlıklı yaşama katkıda bulunan, çevresel etkileri düşük olan diyetlerdir. Sürdürülebilir diyetler koruyucu, biyolojik çeşitlilik ve ekosistemlere saygılı, kültürel olarak kabul edilebilir, erişilebilir, ekonomik olarak adil ve uygun maliyetlidir; beslenme açısından yeterli, güvenli ve sağlıklı; doğal kaynakları ve insan kaynaklarını optimize eden diyetlerdir.



NASIL DAHA SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENEBİLİRİZ?


1. Daha Fazla Bitki (ve Daha Az Et) Yiyin

Hayvan tarımı genellikle verimsiz bir sistemdir. Hayvanların otlatmak için alana ihtiyacı vardır ve bu nedenle tüm tarım arazilerinin ~ %70'ini kaplar ve gereksiz ormansızlaşmaya neden olur.

Hayvansal tarımdan kaynaklanan sera gazı emisyonları, bitkisel protein tarımından kaynaklanan emisyonları önemli ölçüde aşmaktadır. Tek başına hayvan yemi üretiminden salınan emisyonlar, bitki bazlı proteinlerin üretiminden salınan emisyonları aşıyor. Ve sonunda, hayvanlar et olarak sağladıklarının iki katı kadar yiyeceğe ihtiyaç duyuyorlar!


Yediğimiz et miktarını azaltmak ve onu bitki bazlı proteinlerle değiştirmek arazi kullanımını, su kullanımını ve zararlı emisyonları önemli ölçüde azaltabilir. Araştırmacılara göre; Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl satılan tüm sığır eti hamburgerlerini %30 mantar/ % 70 sığır eti burgeriyle değiştirirsek, ortaya çıkan sera gazı emisyonlarının azalması, San Diego'daki tüm arabaları almaya eşdeğer olacaktır.

2. İşlenmiş Gıdaların Tüketimini Azaltın

İşlenmiş gıdalar tipik olarak yağ, şeker ve çeşitli katkı maddeleri bakımından zengindir. Örnekler arasında şekerle tatlandırılmış içecekler, cipsler, önceden hazırlanmış tatlılar ve işlenmiş etler sayılabilir. Bu gıdaların üretimi, taşınması ve tüketimi sera gazı emisyonlarına katkıda bulunur.


3. Deniz Ürünlerinde Seçici Olun

Mevcut balıkçılık yasaları, okyanus habitatlarını korumayı, aşırı avlanmayı önlemeyi, yan avlanmayı azaltmayı ve doğal yaşam alanlarına saygı duymayı amaçlayan sürdürülebilirlik standartlarını özetlemektedir.

Su ürünleri yetiştiriciliği (balık yetiştiriciliği), tedarikçilerin okyanusları aşırı avlamadan artan deniz ürünleri talebini karşılayabilmelerinin bir yoludur.


Çevresel Savunma Fonu Deniz Ürünleri Seçici , çeşitli deniz ürünlerinin “eko-derecelendirmelerini”, cıva seviyelerini ve omega-3 içeriğini gösterir. Bu göstergeler, belirli balık ve deniz ürünleri seçeneklerinin sağlıklı ve çevresel sürdürülebilirliğini belirlemenize yardımcı olabilir.

4. Yerel Ürün Satın Alın

Yerel olarak yetiştirilen gıdaların seçilmesi, potansiyel olarak enerji kullanımını azaltabilir, sera gazı emisyonlarını azaltabilir ve gıdaları uzun mesafelere taşımak için harcanan kaynaktan daha az kaynak kullanımına sebep olabilir. Bununla birlikte, yerel ürünler satın almak için de uzun bir mesafe kat etmeniz gerekiyorsa faydalar göz ardı edilebilir, bu nedenle mümkünse evinize yakın yerlerden alışveriş yapın.


5. Mevsiminde Ürün Satın Alın

Mevsimlik ürünler genellikle marketlere daha kısa mesafeler kat eder ve bu nedenle daha az yakıt kullanır ve sezon dışı ürünlere göre daha az kirlilik yaratır.

Tersine, mevsim dışı ürünler, doğal olmayan koşullarda büyümek için özel yüksek enerjili ısıtma ve aydınlatma gerektirebilir. Daha düşük çevresel etkiye sahip olmanın yanı sıra, sezon içi ürünler genellikle daha lezzetli ve daha ekonomiktir!


6. Gıda İsrafını Azaltın

Dünyada üretilen gıdanın ⅓'inin çöpe gittiğini biliyor muydunuz? Gıda üretimi büyük miktarda enerji, su, gübre, toprak ve yakıt kullanır ve bu gıda israf edildiğinde çöp sahasına giderek toprak, su ve hava kirliliğine katkıda bulunur.


Sürdürülebilir beslenme pahalı olmak zorunda mı?

Teorik olarak, sürdürülebilir bir diyet, kaynaklar konusunda daha dikkatli olduğu, daha az atık ve gezegende daha az yer kapladığı için, örneğin bazı et ve balıkları fasulye gibi daha ucuz bitkisel protein kaynaklarıyla değiştirerek paradan tasarruf edebilir. Öte yandan, taze ürünler, eğer daha besleyiciyse, işlenmiş endüstriyel gıdalardan daha pahalı olabilir.

Avustralya ve Yeni Zelanda Halk Sağlığı Dergisi'nde 2014 yılında yapılan bir araştırma, bir sağlıklı, sürdürülebilir gıda sepetinin geleneksel bir sepete göre yaklaşık yüzde 30 daha pahalı olduğunu buldu. Bu, düşük gelirli bir hanenin haftalık maaşının yaklaşık yüzde 48'ine tekabül ediyor. Araştırma Avustralya'ya özel olsa da sürdürülebilir kaynaklı et, balık ve sebzelerin dünyanın diğer bölgelerinde de genellikle daha pahalı olduğu düşünülüyor.


Farklı gelirlere sahip 5.000'den fazla Birleşik Krallık hanesinin günlük diyetlerinin ve uygun fiyatlı sürdürülebilir bir diyet için yapabilecekleri değişikliklerin ayrıntılarına giren 2019 tarihli bir araştırmaya göre, tüm gelir seviyelerinde yeşil yemeklerin mümkün olduğunu açıkladı.


Sonuç olarak görülmüştür ki; hızla artan Dünya nüfusuna gelecek sağlayabilmek için, yeterince gıda üretmek ve evreni korumak gerekmektedir. Ancak gıda üretiminde bu denli artış hem evrene hem de insanların sağlığına zarar vereceği için bir an önce sürdürülebilirlik kavramını gündelik hayata entegre etmek gerekir. Sürdürülebilirlik üzerine yeni projeler geliştirmeli, sürdürülebilir ürünleri daha uygun fiyatlı ve daha yaygın hale getirmeliyiz.


Dyt. Bihter Taşdelen

Merve Oğuz, MSc, ANutr